22 Ocak 2008

günler tepelerden aşağı

  • bir gün birilerini işe alacak olsam, yetmiş soruluk formda şu soru da olurdu: "şunu doğru olarak bir defada yazınız: kırk küp kırkının da kulpu kırık küp"
    yok derdim bağlaç olan "da" ayrı mı değil mi değil...
  • marsta insana benzeyen şaşırtıcı cisim tespit edilmiş. gezegenimizde uzay araçları, başka gezegenlerde insan gözlüyor olmak daha şaşırtıcı sanki? tanımlanamayan yürüyen obje? haberi görünce, belki fotoğrafın "çöl" etkisi yüzünden, canı sıkılmış bezmiş birinin taa mars'a kaçıp gittiğini düşündüm.
  • iki kişi gayet iyi sosyal sınır olarak, üç ve sonrasıyla beraber anormallikler başlıyor. bu düşünce pek hayırlara vesile değil elbette. yine de, şöyle ki, ben deliyim diyelim, bana sen delisin diyen bir kişi olsa bu pek önemli değil; ben de kalkıp, "hayır asıl deli sensin" gibi bir şey söyleyebilirim. ama "biz karar verdik sen delisin" dediklerinde, "yok, asıl siz delisiniz" pek tatmin edici değil; elbette inanması gereken insan sayısı bakımından...
  • böyle kısa kısa yazmak güzel, arada saçmalayınca arada saçmalamış oluyorsun en fazla.
  • günün anlamlı-anlamsız olayları (şu oldu, bu oldu, bu gün 23 nisan, falan filan) hakkında, özellikle yoruma çok açık konularda yazmaya pek cesaret edemiyorum. çünkü bu tür konularda eğer basmakalıp olunmayacaksa, yani en basitinden bir üçgen ortaya koyulacaksa ( iki noktayı birleştirirsen bir doğru elde edersin, üç nokta ile bir düzlem) bunun ardında başarıyla durmak gerekiyor. ben şimdi mevcut bazı yasakların ne salakça olduğunu ifade etsem, dingilin biri de gelip dan dun salak sepet laflar etse, onun yorumunu yayınlamak da yayınlamamak da beni gerer, sıkıntıya sokar. yayınlasam güzelim üçgen yamuk olmaya başlayacak (altıgen prizma neyse) yayınlamasam iç huzurum bozulacak... (bununla beraber, bir düzlem ortaya çıkması çok güzel bir şeydir elbette, ama bir üçgenle kıyaslandığında, örneğin bir ondörtgen çok daha karışık ve zor anlaşılır haldedir) oysa konuşacağın, dinleyeceğin insanları seçersin günlük yaşamda. ben de genellikle takip ettiğim (ya da rastladığım) bloglarda döküyorum kurtlarımı. böylece o seçme, katlanma, yanlış anlaşılma dertlerinden nispeten uzak duruyorum. (çünkü bu saydıklarımın altında yatan, başka görüşlere açık olabilme işi nereden baksan süper bir meziyettir; ve herkeste bulunmaz elbette. ben bu konuda biraz sıcak kanlıyım; sanırım her dediğimin doğru olduğunu düşünüyorum?) diyelim ki ben, "2008 yılındayız ama hala ülkemizde elektrik kesintileri oluyor" gibi bir konuda bıtbıt'layan ama bu konuda hiç yazmayan biriyim. eğer bu konuda yazmış birini görürsem, ve kayda değer aklı selim bir zihinden çıkma olduğu izlenimine kapılırsam, işte fırsat diye atlıyorum ve örneğin, "ilk elektrik kesintisinde herkes sokağa fırlamalı, dükkanlar yağmalanmalı, arabalar yakılmalı ki yönetim bir daha kesinti riskine girmeye cesaret edemesin" gibi, süper fikrimi yazıveriyorum. belki de "dingilin biri, dan-dun, salak sepet bir laf etmiş" gibi anlaşılıyorum? ama nerden baksan, yorumlanma olanağı sunulmuş bir yazıya yorum yapmış oluyorum sadece? ilgilendiğim-görüşünü paylaştığım bir konu hakkında yazılanları (elbette paylaştığım düşüncelerden dolayı) google reader paylaşım ile, link vererek işaretlemek bana yorum yapma haricinde güzel bir diğer seçenek gibi görünüyor.
  • "taslak olarak kaydet" yerine "yazıyı yayınla" düğmesine bastım; iyi yaptım, şimdi binlerce insan yukardakilerinin bir kısmıyla yetinmek zorunda kalıyor(!) şimdi dediğim, şimdiki şimdi, senin şimdiki şimdin değil elbette. (ileride iğrenç bir "ihtiyar" olacağımın belirtileri)
  • geri dönüşüm kutusunu, boşken boş sigara paketi, doluyken dolu sigara paketi gibi gösteren ikonlar buldum. şöyle ki:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme